16 Ekim 2012 Salı

"Big Four" Publicis ve Interpublic

                                                     Publicis logo.svg

Publicis ise Fransa merkezli bir şirket, bu dört şirketin yapıları birbirlerine benzemektedir. Publicis'in bünyesindeki önemli ajanslar ise Leo Burnett, Saatchi and Saatchi ve Bartle Bogle Hegarty olarak sayılabilir. Dentsu ile stratejik iş birliği içerinde olan şirketin kuruluşu 1926 yılıdır.

                                                          IPG Logo.jpg

Interpublic'de Omnicom gibi Amerika merkezli bir şirket, şirketin bünyesindeki önemli ajanslar Mccann-Erickson, Lowe ve Draftfcb olarak sayılabilir. Mccann-Erickson'da meydana gelen finansal bir krizden dolayı grup zor bir dönem geçirse de yönetimlerde yapılan değişiklikler ve yenilenmeler, krizden belki de daha güçlü bir şirket olarak çıkmasına olanak sağlayabilir.

15 Ekim 2012 Pazartesi

"Big Four" Omnicom Group

Omnicom Group Logo.png
Omnicom Group, WPP'ye benzer bir yapıdadır ve Amerika merkezli bir şirkettir. Bünyesinde bulundurduğu en önemli reklam ajansları; BBDO, DDB ve TBWA'dir. Bu yazılarda şirketlerin genel hatlarıyla ilgili bilgiler verirken daha sonraki yazılarda bu 4 büyük şirketin bünyesinde bulunan dünyanın en büyük reklam ajanslarıyla ilgili daha ayrıntılı yazılar yazacağım. Şirket tarihindeki önemli alımlara bakacak olursak; 1986 yılında BBDO, DDB ve Needham Harper'in alımı, 1993 yılında TBWA'in alımı ve 1995 yılında Chiat/Day'in alımı sayılabilir.

14 Ekim 2012 Pazar

"Big Four" İlk olarak WPP

 Bünyelerinde çok sayıda reklam ajansı, pazarlama ve halkla ilişkiler şirketi barındıran 4 büyük şirketten bahsetmek istiyorum. Bu şirketler WPP, Omnicom, Interpublic ve Publicis.

WPP Group.svgWPP'den başlayalım. Esasında WPP'nin açılımı Wire and Plastic Products,İnglitere doğumlu şirket 1971 yılında kurulduğunda plastik alışveriş sepetlerinin üretimini yapıyormuş. 1977-1985 arasında Saatchi and Saatchi reklam ajansının Finans direktörlüğünü yapan Martin Sorrell 1985 yılında 676.000 dolar karşılığında şirketin hisselerini alınca şirketin kaderi değişmiş. İngiltere ve dünyada çok sayıda küçüklü büyüklü ajansı ve pazarlama şirketini bünyesine katan WPP'nin en önemli satın almaları ise; 1987 yılında 566 milyon dolara J. Walter Thompson( JWT ve başka bir kaç şirket), 1989 yılında Ogilvy Group'u 864 milyon dolar karşılığında alması, 2001 yılında ise reklam sektöründe o zamana kadar ki en büyük satın alma olan Young and Rubicam'ı 5.7 milyar dolar karşılığında satın almasıdır. 2008 senesinde ise Pazar Araştırma firması olan Taylor Nelson Sofres'i 1.6 milyar sterlin karşılığında satın almıştır. Pazar araştırması ve reklamcılık arasında ( her ne kadar ben çok doğru bulmasam da) bulunan bağ düşünüldüğünde önemli bir hamledir. Şirketin bünyesindeki bütün şirket isimlerini buraya yazmaya kalksam yerim yetmez, çalışan sayısı ve diğer ekonomik verilere pek girmeyeceğim ama incelerseniz sektörün büyüklüğünü daha kolay değerlendirebilirsiniz.
 

13 Ekim 2012 Cumartesi

Reklamlarda Pepsi ve Coca-Cola savaşı

Pepsi ve Coca-Cola arasındaki rekabet hepimizin malumu, tabi Coca-Cola yıllardır liderliği elinden bırakmıyor. Pepsi'nin bu rekabet sonucu hazırladığı(hazırlattığı) gerçekten çok zekice ve esprili reklamları var. Bu reklamların çoğu (belki de hepsi) Coca-Cola'dan dolayı yayınlanamamıştır. Fakat internet üzerinden oldukça fazla seyredildiği görülüyor. Pepsi bu rekabette öne geçebilmek için her zaman çok büyük yatırımlar yapmıştır. Pepsi reklamlarında her zaman en büyük yıldızlar oynamıştır. Michael Jackson'ın oynadığı reklam filmi çok önemlidir. Dediğim gibi her zaman içinde bulunulan dönemin en ünlü sanatçıları ve futbolcuları bu reklam filmlerinde oynamışlardır. Coca-Cola reklam filmlerinde ünlüleri pek fazla kullanmadı onların stratejisi daha duygusal reklamlar olmuştur. Son yıllarda çoğu büyük şirket gibi bu iki şirket de reklamlarında ve pazarlama faaliyetlerinde yerel düşünmüş ve tutundurma faaliyetlerini bu doğrultuda gerçekleştirmiştir. Ramazan sofralarının reklamlarda yer alması, ulusal ünlülerin reklamlarda kullanılması, yerel motiflerden faydalanılması  gibi hamleler yapılmış ve bunlar her geçen dönemde artarak devam etmektedir.
Bu iki dünya devi ile ilgili rekabetin çok kızgın olduğu yılları anlatan "Kola savaşı nasıl kazanıldı" isminde bir kitap var. Kitabı Pepsi'nin o dönem ki başkanı Roger Enrico yazmış, yeni basımı var mı bilmiyorum. Benim elimde eski bir basımı var ve ilginizi çekerse sahaflardan bulabilirsiniz diye düşünüyorum.







İlk modern reklam ajansı "JWT"


     Reklamcılıktan bahsedince ilk modern reklam ajansından bahsetmeden olmaz. JWT dünyanın en büyük reklam ajanslarından biridir. 1864 yılında William James Carlton tarafından kurulmakla beraber, 1877 yılında James Walter Thompson şirkete kendi adını vermiştir. 1987 yılında WPP Group bünyesine katılan şirket 2005 yılından itibaren JWT ismini kullanmaya başlamıştır.
 Başardığı ilklerden bazıları;
İlk tam hizmet reklam ajansı
İlk uluslararası network(1899 Londra)
İlk testimonal reklam(Pond’s krem 1925)
İlk TV reklamı(1939)
Müşteri planlamasını geliştiren ilk ajans(1968)
       Ülkemizde reklamcılığın babası olarak kabul edilen Eli Acıman'ın kurduğu ve Türkiye'nin en önemli reklamcılarının yetiştiği bir okul olarak görebileceğimiz Manajans ortaklığı ile Türkiye pazarına giren JWT ülkemizde faaliyetini sürdürmektedir.

12 Ekim 2012 Cuma

David Ogilvy



Reklamcılık tarihinde çok önemli yer tutan kişilerden biri de David Ogilvy'dir. 1911 yılında İngiltere'de doğan Ogilvy daha sonra Fransa'ya giderek burada bir restoranda çalışmaya başladı. Daha sonra Aga marka kuzineleri satmak için İngiltere'ye döndü. Firma daha sonra ondan satışçılar için bir klavuz yazmasını istedi. Yazdığı kılavuz beğenildi ve o sırada Mather&Crowther reklam ajansında çalışan abisinin yardımıyla bu ajansa girdi ve daha sonra ajans kendisi araştırmalar yapmak üzere New York'a gönderdi. Bir süre sonra kendi ajansını kurmaya karar verdi ve bazı İngiliz ajanslarının desteği ile kendi ajansını kurdu. Ogilvy İngiliz aksanının Amerika'da çok işine yaradığını söylüyor. Daha sonra kendisini üne kavuşturan iki reklamı hazırladı. Birisi Hathaway gömlekleri için hazırladığı reklam kampanyası diğeri de Schweppes için hazırladığı reklam kampanyasıdır. Bu reklamlarda kullanılan Başlık büyük görsel ve altta metin olan düzen daha sonra VW'nin reklamlarında kullanıldığında Bernbach'ın önce biraz sinirlendiği söylenir. Bu reklamlardaki oyun, dikkat çekici resimler ile reklama dikkat çekmek daha sonra da merak ederek alttaki metni okutmaktır.


11 Ekim 2012 Perşembe

Alex Bogusky'den bir yazı


Kreatif direktörler profesyonel delilik işindeler
Öncelikle kreatif direktör olmayı sevdiğimi söylemek istiyorum. Çoğu zaman belki de dünyanın en iyi işine sahip olduğumu düşünüyorum.
Bunu söyleyerek başlıyorum çünkü yazdıklarımın bir çoğu, okuyuculara sanki çok zor bir durumu veya zorluğu tarif ediyormuşum gibi gelecek. Ve tahminime göre çoğu insana delilik bir zorluk gibi gelebilir, ama biz kreatif direktörler normal değiliz hem de bir parçacık bile. Normal olduğunuzu hayal edebilirsiniz. Biliyorum çünkü yaptım. Çok uzun yıllar boyunca kendimi çok normal olarak tanımlamama rağmen kendimi pek ikna edemedim.
Kreatif direktörlere deli olmaları için para ödenir. Bir çeşit profesyonel şizofreni. Profesyonel delilik ve amatör delilik arasında çok büyük bir ayrım vardır. Profesyoneller amatörlerden çok daha iyi ücretler alıyorlar ama arada başka ayrımlarda var. Aksi halde kreatif direktör bulmak için bütün klinikleri dolaşmanız yeterli olurdu. Fakat bir çok finansçının düşüncesinin aksine bu aslında işe yaramaz. Bir profesyonelle amatör arasındaki fark deliliği açıp kapayabilme özelliğidir. Aslında çoğunlukla kapatmaktır. Açma işlemi çoğunlukla otomatik olarak başka insanlar sayesinde gerçekleşiyor.
Çoğu reklam yazarı ve art direktör olan bir sürü insanın sizin onların fikirleri hakkında düşünmenize ihtiyacı var. Bir sürü fikirleri var ve hepsini de beğeniyorlar. Kendi fikirleri üzerinde ısrar ediyorlar ve kafanız bu fikirlerle doluyor. Eğer gerçekten yoğunsanız ve ajansa bir sürü iş geliyorsa, o haftayı kendinize ait tek bir düşünceniz olmadan geçirebilirsiniz.
Aslında bu düşünmediğiniz anlamına gelmez,düşünürsünüz ama kendi kafanızda oluşmayan fikirler hakkında düşünürsünüz. Belki de beyninizin sahip bile olamayacağı garip ve muhteşem fikirler kendileriyle taban tabana zıt yüzlerce fikirle birlikte barınmak zorunda. Tabi ki kafanızın içinde süren bu savaşta sizin düşünceleriniz her iki tarafında yanında olabilir.
Şimdi eğer bu düşünme işlemini yapacak kadar bol vaktiniz olduysa bu pek delilik olmayabilir. Bu felsefe gibi çok daha yüce terimlerle tarif edilebilir. Ve ben aslında bütün iyi pazarlama ve markalama faaliyetlerinin felsefe olduğuna inanıyorum. Bir felsefe yarat ve onu ifade et. Ama bu kesinlikle hafif bir felsefe. Kafanda 15 dakikadan daha fazla yer almayan her düşünce ve kafanda aynı miktarda önem taşıyan her düşünce ile birlikte düşünce süreci daha çok şizofreniye benziyor.
Sizin kendi fikirleriniz olması gerekmez. Zamanla fikirlerinizi azaltmayı öğreniyorsunuz. Aksi halde bu durum çalışanlarınız için hiç de adil olmaz. Siz art direktörleriniz ve yazarlarınızla yarışmıyorsunuz. Siz onların fikirlerini geliştirmelisiniz .Bu yüzden eğer orijinal bir fikriniz varsa (ki bu olur) iyisi mi onu başkasına verin ki o da eğip büküp size geri versin.
Aslında sıradan bir psikozlu hastanın anlatabileceğinden fazla bir şey anlatmadım. Ama işte şimdi profesyonel kısım geliyor. Şimdi bütün bu sesleri alıyorsunuz ve hepsini bir tanenin içine sığdırıyorsunuz. Bazıları gitmek,bazıları katılmak,bazıları da zamanı gelinceye dek beklemek zorunda.
Ve bunların hepsini tamamladığınızda bütün bu deliliği,birisinin sahip olabileceği en harika fikirmiş gibi müşteriye sunmanız gerekiyor.